12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu
Değişecek Maddelerin İrdelenmesi

Değerli Meslektaşlarım,

Bu yazım ile sizlere, bundan önceki yazımın bir devamı niteliğinde, referandumda halkoyuna sunulacak maddeler ile tam olarak nelerin değişeceği konusundaki düşüncelerimi aktarmayı hedefliyorum.

Aşağıda, değişecek her bir madde ile ne gibi sonuçlar elde edileceğine, getirisinin veya götürüsünün ne olacağına dair yorumlarıma yer veriyorum. İlgili anayasa maddelerinin mevcut ve hedeflenen hallerini AKP'nin hazırlamış olduğu http://www.kararmilletin.com/degisenmaddeler/degişen-maddeler bağlantısından aldım. Anayasa maddelerinin hedeflenen hallerinin yazıldığı metinlerde, yapılan değişiklikleri MAVİ renk ile gösteriyorum. Kendi yorumlarımda ise, faydalı olduğuna veya en azından sakıncalı olmadığına inandığım maddeleri ve ibareleri YEŞİL renk ile; zararlı, tehlikeli veya faydasız-istismar amaçlı olduğuna inandığım maddeleri veya ibareleri de KIRMIZI renk ile gösteriyorum.

Referandum madde no:

1

Anayasa madde no:

10 - Kanun Önünde Eşitlik

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

EVET için sunulan gerekçe:

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilerin her alanda avantajlı olmaları sağlanacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Mevcut anayasa maddeleri doğru biçimde uygulandığında herhangi bir eşitsizliğe yol açılır mı? Toplumun herhangi bir kesimi mağdur olur mu? Toplumun herhangi bir kesimine pozitif ayrımcılık yapmaya gerek kalır mı?

Eğer mevcut anayasaya rağmen mağduriyetler varsa, bu uygulamadaki sorunlar ve aksaklıklardandır ve bu sorunu anayasayı değiştirerek gideremezsiniz; uygulamada kararlılığı ve disiplini hakim kılmak gerekir. Bundan ötürü bu maddenin tamamen bir istismar maddesi olduğunu düşünüyorum.

 

Referandum madde no:

2

Anayasa madde no:

20 - Özel Hayatın Gizliliği

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Kişisel veriler ancak kanunlarla öngörülen hallerde veya kişilerin açık rızası ile işlenebilecek ve fişlenme tarihe karışacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Yeni eklenen paragraf ile, bu maddenin uygulanmasını düzenleyen kanuna uygun olarak devletten özel hayatımızın gizliliğinin ve kişisel verilerimizin korunmasını kati şekilde talep edebiliyoruz. Devletten, hakkımızda ne bildiğini öğrenebiliyoruz. Tabii ki devlet de sadece izin verdiğimiz bilgilerimizi kullanmayı taahhüt ediyor, aksi halde anayasa ihlal edilmiş olur.

Yeni eklenen bu paragraf güzel olmakla birlikte, bu paragrafı eklemeyi düşünen AKP, neden binlerce kişinin telefonlarını gizlice dinledi? Niyeti bir anda mı değişti? Bir önceki maddede de belirttiğim gibi, önemli olan uygulamadır; bunu gerçekten uygulayacak mı? Hakim kararı olmaksızın kendi menfaatine yönelik dinlemelerin ve yayın organlarına servis etmelerin önüne geçecek mi? Servis edenleri bulacak ve bunları yayınlayanlar hakkında en hızlı şekilde adli işlem başlatılmasını sağlayacak mı? Eğer yapacaktıysa, bugüne kadar neden yapmadı?

 

Referandum madde no:

3

Anayasa madde no:

23 - Yerleşme ve Sehayat Hürriyeti

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

EVET için sunulan gerekçe:

Yurtdışına çıkış özgürlüğü genişletilecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Zaten kişilerin yurtdışına çıkış yasağı, halen sadece adli veya idari başvurulara istinaden yapılan yargılamalar sonucunda hakimler tarafından konuyor. Örneğin vergi dairesi müdürü bunu kendi koymuyor, adli mercilerden bunu talep ediyor ve hakim durumu değerlendirip karara bağlıyor.

 

Referandum madde no:

4

Anayasa madde no:

41 - Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.

EVET için sunulan gerekçe:

Çocuklar, her türlü istismar ve şiddete karşı daha fazla korunacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddenin ikinci paragrafındaki yazılar zaten yeterli değil midir? Önemli olan uygulama değil midir? Bunları uygulama konusunda devletin elini bağlayan bir durum mu vardır? Uygulama olmadıktan sonra isterseniz destan yazın.

Burada çok değerli bir örnek ile fikrimi desteklemek istiyorum: İngiltere'de yazılı bir anayasanın olmadığını biliyor muydunuz? Buna rağmen bu ülkede düzen nasıl sağlanmaktadır? Demek ki düzeni sağlayan, yasanın varlığından ziyade yasaları uygulayanların, yani yürütmenin niyeti ve akil oluşlarıdır.

 

Referandum madde no:

5

Anayasa madde no:

51 - Sendika Kurma Hakkı

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

EVET için sunulan gerekçe:

Birden fazla sendikaya üye olma hakkı sağlanacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

İhtiyaç olur mu bilinmez, ama birden fazla sendikaya üye olma hakkına kavuşulması güzel bir durumdur, dolayısıyla bu maddeyi desteklememek için bir gerekçe yoktur.

 

Referandum madde no:

6

Anayasa madde no:

53 - Toplu İş Sözleşmesi ve Toplu Sözleşme Hakkı

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.

128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.

Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.

İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.

128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.

Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Memur ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı sağlanacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Zaten bu maddenin orjinal halindeki metin ile, memurların toplu sözleşme hakları mevcuttur. Burada anladığım, toplu sözleşmeyi sendikasyon ile değil bireysel olarak da yapabilecekleridir. Ancak ortaya bir de Hakem Kurulu çıkıyor ki, eğer hükümetin niyeti sendikalar ile hiçbir şekilde onların ve çalışanların isteğine uygun biçimde uzlaşmamak ise, işi yokuşa sürer ve kendi teşkil edeceği hakem kurulu ile istediği kararı verir. O zaman adalet bunun neresindedir? Bugüne kadar sendikalar olmayacak şeyler istediğinde, sanki hükümetler her birini kabul mu etmişlerdir?

 

Referandum madde no:

7

Anayasa madde no:

54 - Grev Hakkı ve Lokavt

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.

Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.

Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.

Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.

EVET için sunulan gerekçe:

Grev hakkının önündeki engeller kalkacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddenin sözde faydasının, maddenin hiç okunmadan yazıldığı ve AKP'nin propagandasına kurban gidildiği dikkatli şekilde düşünüldüğünde ortaya çıkıyor. Bu maddedeki değişiklik ile, iddia edildiğinin tam aksine grev esnasında oluşan zararların, grevi düzenleyen sendikaya fatura edileceği ile ilgili paragraf iptal ediliyor ancak kime fatura edileceği ile ilgili bir ibare de eklenmiyor. Ayrıca "siyasi amaçlı grev yapılamaz" konulu paragraf da iptal ediliyor ve siyasi amaçlı grevlerin önü açılıyor. 1970-1980 arasındaki olayların hortlaması için yangına körükle gidiliyor. Çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

 

Referandum madde no:

8

Anayasa madde no:

74 - Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

İdarenin her türlü iş ve eyleminden dolayı haksızlığa uğrayan vatandaşların başvurabileceği Kamu Denetçiliği Kurumu hayata geçecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddedeki değişiklik, açık ve net biçimde toplumun faydasınadır. Bu madde ile, kamunun ve kamu hizmetlerinin daha etkin biçimde denetlenmesini sağlayacak bir kurum kurulacaktır. Vatandaşlar da bu kuruma haksızlığa uğradıklarını düşündükleri her an başvurabileceklerdir.

 

Referandum madde no:

9

Anayasa madde no:

84 - Milletvekilliğinin Düşmesi

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır.

Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir.

Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.

Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.

İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır.

Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir.

Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.

Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.

EVET için sunulan gerekçe:

Milletin verdiği milletvekilliği görevini ancak millet geri alabilecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddedeki değişiklik ile, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bağdaşmayacak faaliyetleri ve partisinin kapatılmasını gerektirecek diğer faaliyetleri yasal dokunulmazlık zırhı içerisinde ifa eden milletvekilleri, bir dahaki genel seçimlere kadar aynı yasal dokunulmazlık zırhının korumasında olmaya devam edecek ve hatta bu süreçte yurtdışına kaçma fırsatı bulacak. Zaten bir partinin kapatılmasına yol açacak faaliyetlerde bulunan milletvekili hakkında, o ana kadar açılmış birden fazla dava olmakta ve hepsi yasal dokunulmazlık yüzünden askıda tutulmaktadır. Böyle bir halde milletvekilinin, yine yurtdışına çıkışı kolaylaştırmaya yönelik 3. sıradaki madde sayesinde hainlik dozunu arttırması ve bunu son ana kadar sürdürerek ardından yurtdışına kaçması işten bile değildir.

 

Referandum madde no:

10

Anayasa madde no:

94 - Başkanlık Divanı

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı, Başkanvekilleri, Kâtip Üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.

Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, meclis üyeleri içinden, Meclisin toplandığı günden itibaren beş gün içinde, Başkanlık Divanına bildirilir. Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin bitiminden itibaren, beş gün içinde tamamlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Kâtip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri, Meclis İçtüzüğünde belirlenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı, Başkanvekilleri, Kâtip Üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.

Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki yıl, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, meclis üyeleri içinden, Meclisin toplandığı günden itibaren beş gün içinde, Başkanlık Divanına bildirilir. Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin bitiminden itibaren, beş gün içinde tamamlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Kâtip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri, Meclis İçtüzüğünde belirlenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.

EVET için sunulan gerekçe:

TBMM Başkanlık Divanı’nın görev süresi düzenlenecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Her ne kadar iktidarın içinden seçiliyor ve ister istemez onu koruyor olsa da, bu maddedeki değişiklik ile başkanlık divanının görev süresi konusunda daha iyi bir düzen sağlanacak. Zaten farklı zamanlarda iki başkan seçilse dahi yine iktidarın adayının seçilmesi çok muhtemel, o yüzden maddenin bir sakıncası yok.

 

Referandum madde no:

11

Anayasa madde no:

125 - Yargı Yolu

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır.

İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.

İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiç bir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

EVET için sunulan gerekçe:

Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolu açılacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddenin Yüksek Askeri Şûra kararları ile ilgili bölümünde ilişik kesmeye yargı yolunun açılmasına dair bölüm iyi. Çünkü bir yanlışlık veya yanlış istihbarat varsa ve aksi ispat edilebilecekse hatadan dönülebilsin.

İdari eylem ve faaliyetlerin yerindelik denetiminin önünü kapayan madde ise, özellikle belediyelerde ve özelleştirme süreçlerinde pek çok usulsüz satış, satınalma ve iş yaptırma konularında, art niyetli ve devleti soyan yetkililere rahat bir nefes aldıracaktır. Basit bir örnek vermek isterim: Belediye bugün sokağınızdaki kaldırım taşlarını yenilesin, 6 ay sonra aynı veya farklı renkte kaldırım taşları ile tekrar yenilesin. Bu yapılanda herhangi bir kamu yararı olmadığı halde, bütün bürokratik işlemler (ihaleler, yazışmalar, muhasebe vs.) hukuk çerçevesinde yapıldığı sürece kimse sorgulayamaz. Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Bu şekilde olması sonucu art niyetli yetkililer tarafından devlet soyulurken, iyi niyetli yöneticiler ise çıkar amaçlı örgütler tarafından büyük baskılara ve hatta tehditlere maruz kalabilir.

Örneğini verdiğim satınalma işlemlerinin yanı sıra, hem geçmişte hem de mevcut AKP hükümeti süresince, sadece bu yerindelik denetimleri sayesinde pek çok peşkeş özelleştirme, mahkemeler tarafından iptal edilmişti. Buna, yargı kararı ile 1,3 milyar TL bedelle satışı iptal edilen Tüpraş'ın, ikinci özelleştirme ihalesi sonucunda 4,1 milyar TL'ye satışı örnek gösterilebilir.

Bunun yanı sıra, pek çok hukuk çevresi tarafından, yerindelik denetiminin kaldırılması sonucu tutuklamaların da sorgulanamaz hale geleceği endişesi dile getirilmektedir. Özellikle Ergenekon davası kapsamında tutuklanmış olup da hakkında isnat edilen suç veya suçlar sabit olmadığı ve dava neticelenmekten çok uzak olduğu halde yıllardır hapiste tutulan kişiler düşünüldüğünde; tutuklamaların ve gözaltıların yerdindelik denetiminin yapılamayacak olması, herhangi bir kesime kin besleyen savcıların ve hakimlerin kontrolsüz bir güç elde etmelerine sebep olacaktır. Bu gücün hiçbir zaman ve hiçbir siyasi veya ideolojik görüşe verilmemesi gerektiğini düşünüyorum, aksi takdirde devletimiz, hukuk insanlarının faaliyetlerinden ötürü hukuk devleti olma özelliğini yitirir.

Özellikle AKP hükümeti ve destekçilerinin, bazı kesimler ile hesaplaşma gayreti, yukarıdaki açıklamalar ışığında ve kısa vadede, yerindelik denetimi yapılamayacak tutuklama kararları konusunda büyük endişe yaratmaktadır.

 

Referandum madde no:

12

Anayasa madde no:

128 - Kamu Hizmeti Görevleriyle İlgili Hükümler

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.

Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Memurlara toplu sözleşme hakkı verilecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu, 6 numaralı değişikliğe istinaden anayasanın 53. maddesinde yapılan değişiklik ile tutarlı olmak adına yapılan bir eklemedir. O maddede zaten toplu sözleşme ile ilgili ibareler var ve gerek kanun hükmünde kararnameler, gerekse de genelgeler ile buradaki değişikliğe gerek kalmayacak biçimde yıllardır uygulanıyor. Dolayısıyla, bu maddede yapılan değişikliği abartmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

 

Referandum madde no:

13

Anayasa madde no:

129 - Görevler ve Sorumluluklar, Disiplin Kovuşturulmasında Güvence

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

EVET için sunulan gerekçe:

Memurlara verilen disiplin cezalarına yargı yolu açılacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddenin getirdiği düzeltme de bir önceki maddenin iyi yönüne benziyor; üstler tarafından verilmiş kararların yargıya taşınmasını konu alıyor. Haksızlığa uğradığını düşünen her devlet görevlisi, her konuda hakkını mahkemede arayabilecektir.

Ancak bu maddede kamu görevlileri hakkında ceza kovuşturulmasının, kurumdan sorumlu devlet görevlisinin iznine bağlı olması bölümü iptal edilseydi, o zaman "çok iyi niyetli bir değişiklik" denebilirdi, zira kurumlardaki yöneticilere, hiyerarşi dahilinde kol kanat gerilme alışkanlığı yüzünden pek çok zincirleme yolsuzluk ve usülsüzlük ile başa çıkmak çok güç veya imkansız oluyor.

 

Referandum madde no:

14

Anayasa madde no:

144 - Hakim ve Savcıların Adalet Hizmetlerinin Denetimi

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma, Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir.

Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Memurlara verilen disiplin cezalarına yargı yolu açılacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddenin içeriğinde uygulamada fark yaratacak bir değişiklik göremiyorum. Benzer anlam taşıyan mevcut maddeye sadece "kanunla düzenlenir" ibaresi eklenmiş gibi duruyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ilişkin esasları düzenleyen madde ile yargıya yönelik asıl değişiklikler yapılıyor.

 

Referandum madde no:

15

Anayasa madde no:

145 - Askeri Yargı

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.

Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.

Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.

Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.

Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.

Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.

Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.

Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.

EVET için sunulan gerekçe:

Siviller artık askeri mahkemelerde yargılanmayacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Vatani görevini tamamlamış veya asker olmayan bir kişinin askeri mahkemelerde yargılanmasının bir anlamının olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu maddenin bir sakıncası yoktur. Tabii ki burada koşul, sivil mahkemelerin de bağımsız ve adil, askerliğin en önemli koşullarından olan İstihbarata Karşı Koyma (İKK) konusunda da hassas olmalarıdır. Öte yandan, askeri mahkeme hakimlerinin bir nebze daha sivilleşmesi için küçük düzeltmeler yapılmıştır.

Burada dikkat çekmek istediğim bir başka nokta, bu madde ile ilgili olarak EVET partizanlarının, askerlerin artık hep sivil mahkemelerde yargılanacaklarını sanma gafletidir. Asker kişi, sadece asker olmayan bir unsura karşı suç işlediğinde sivil mahkemede yargılanacak, yoksa yine askeri mahkemelerde yargılanmaya devam edecektir.

 

Referandum madde no:

16

Anayasa madde no:

146 - Anayasa Mahkemesi Kuruluşu

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur.

Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.

Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.

Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesi üyeleri, aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.

Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek onyedi üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; iki asıl ve iki yedek üç üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi bir üyeyi Sayıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üç aday arasından üçer aday içinden; üç asıl ve bir yedek dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; (Anayasa Mahkemesi’nce çıkarılmıştır) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve (Anayasa Mahkemesi’nce çıkarılmıştır) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.

Anayasa Mahkemesi asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.

EVET için sunulan gerekçe:

Anayasa Mahkemesi’nin yapısı tıpkı gelişmiş ülkelerdeki gibi çağdaş ve geniş katılımlı bir şekle dönüşecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde ile ilgili yorumuma geçmeden önce, şu yüksek mahkemelerin ve kurumların üyelerinin kimler tarafından seçildiğini bilmekte fayda var:

  • Danıştay: Üyelerin 3/4'ü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, 1/4'ü ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.
  • Yargıtay: Üyelerin tamamı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından seçilir.
  • Sayıştay: Üyelerin tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir.

Yukarıdaki bilgiler ışığında, bu madde ile ilgili yorumum şöyledir:

  • Anayasa mahkemesinin 17 üyeden kurulmasınca sakınca görmüyorum. Yine de yedek üyeler olsa daha iyi olurdu, kararların hep aynı sayıda üye ile alınması sağlanırdı.
  • TBMM'nin 3 üyeyi, her boş sandalye için kendisine Sayıştay genel kurulu ve barolar tarafından sunulan üçer aday arasından seçmesi çok kötü değil.
  • Cumhurbaşkanı'nın 7 üyeyi Danıştay, Yargıtay ve Askeri Mahkemelerin sandalye başına önerecekleri üçer aday arasında seçmesi çok kötü değil.
  • Cumhurbaşkanı'nın 3 üyeyi YÖK'ün sandalye başına önereceği üçer aday arasından seçmesi kötü, çünkü YÖK başkanını ve teşkilini kendisi belirliyor.
  • Cumhurbaşkanı'nın 4 üyeyi tamamen kendi inisiyatifi ile seçmesi oldukça kötü (ki bu eskiden de benzer biçimdeymiş).

Aslında bu maddenin yeni hali kendiliğinden bir kaos yaratmamakla birlikte, mevcut AKP hükümetinin Cumhuriyetin temel değerleri ile barışık olmayan tutumları, eğilimleri ve sabıkalarından ötürü kötü sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor. Bu bağlamda idari ve adli mevki sahiplerine önemli sorumluluklar düşüyor.

 

Referandum madde no:

17

Anayasa madde no:

147 - Anayasa Mahkemesi Üyeliğinin Görev Süresi ve Üyeliğin Sona Ermesi

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.

Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.

Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.

EVET için sunulan gerekçe:

Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında bir Anayasa Mahkemesi’ne kavuşacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde, anayasa mahkemesi üyelerinin görevlerinin sadece 65 yaşında değil, görevlerinde 12 yılı da tamamladıklarında sona ermesi ve birden fazla defa seçilememeleri düzenlemesini getiriyor ve başka bir özelliği de olmadığından, sakıncalı bir halini görmüyorum.

Öte yandan, EVET için sunulan gerekçe tamamen bir istismardır, çünkü bir mahkemenin standardı bu kadar basit bir değişiklik ile değişmez. Bu standardı değiştirmeye yönelik olan, bir önceki ve bir sonraki anayasa maddeleri ile anayasa mahkemesinin çalışma esaslarını düzenleyen kanun maddeleridir.

 

Referandum madde no:

18

Anayasa madde no:

148 - Anayasa Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

Yüce Divan kararları kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.

Yüce Divan kararları kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

EVET için sunulan gerekçe:

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde ile anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı getiriliyor. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı da anayasa ile tescil ediliyor. Demokratik bir gelişmedir ve faydalı olabilir.

Ne var ki, bu ülkede 70 milyon insan ve sayıları ancak binlerle ifade edilebilecek kurum, kuruluş ve örgüt var. Anayasa mahkemesine bir kurumun veya Ahmet Mehmet'in dava açmasında bir fark yok; aynı davayı herhangi bir dernek de açabilir. Eğer davanın açılma gereği sadece Ahmet Mehmet'in aklına geldiyse, davayı açmak için önce herhangi bir derneğe üye olabilir ve hatta bir dernek dahi kurabilir. Üstelik Ahmet Mehmet, aynen Anayasa Mahkemesi'ne gitmesin diye "olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gereği" diye bir ibare de eklenmiş. Bundan ötürü Ahmet Mehmet'in bir dernek kurması ve davayı açması hız bakımından daha verimli dahi olabilir. Dolayısıyla bunun olağanüstü veya bir yenilik olmadığını ve abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bana daha çok halkın ağzına bir parmak bal çalmak gibi geliyor.

 

Referandum madde no:

19

Anayasa madde no:

149 - Anayasa Mahkemesi Çalışma ve Yargılama Usulü

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Anayasa Mahkemesi, Başkan ve on üye ile toplanır, salt çoğunluk ile karar verir. Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasî parti davalarında kapatılmaya karar verebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır.

Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla; mahkemenin çalışma esasları ve üyeleri arasındaki işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir (Ek ibare: 23.7.1995-4121/14 md.) ve siyasî partilerin temelli kapatılması veya kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.

Anayasa Mahkemesi, Başkan ve on üye ile toplanır, salt çoğunluk ile karar verir. Anayasa değişikliklerinde iptale ve siyasî parti davalarında kapatılmaya karar verebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır. Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.

Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır.

Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır.

Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri , Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları ve üyeleri arasındaki , bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.

EVET için sunulan gerekçe:

Anayasa Mahkemesi’nin çalışma usulü, çağdaş bir yapıya kavuşacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddede anayasa mahkemesinin sadece işleyiş düzenlemesi konu alınıyor ve sakıncalı bir durum görmüyorum.

 

Referandum madde no:

20

Anayasa madde no:

156 - Askeri Yargıtay

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli davalarına ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

Askerî Yargıtay üyeleri birinci sınıf askerî hâkimler arasından Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla her boş yer için göstereceği üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire başkanları Askerî Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.

Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli davalarına ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

Askerî Yargıtay üyeleri birinci sınıf askerî hâkimler arasından Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla her boş yer için göstereceği üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire başkanları Askerî Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine esaslarına göre kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Askeri Yargıya düzenleme getirilecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddedeki küçük düzenleme ile, askeri mahkeme hakimleri bir nebze daha sivilleşebilir. Sivilleşme, daha doğru ve nesnel kararların alınmasına katkıda bulunur.

EVET için sunulan "askeri yargıya düzenleme getirileceği" gerekçesi, tamamen TSK karşıtı kesimleri memnun etmeye yöneliktir, zira çok sembolik bir değişiklik yapılmaktadır. Ne var ki bazı EVET çevrelerince bu maddenin sözde faydasının, hakimlerin rütbelerine göre değil yetkinliklerine göre atanacağı yorumları yapılmaktadır. Oysa rütbe sırasına ve hukuki yeterliliğe ilişkin hiçbir düzenleme yok. Ayrıca hukuki yeterliliğe kim nasıl karar verebilir ki, bu işler sınavla yapılmamaktadır.

Bu maddedeki değişikliğin uygulamada bir fark yaratmaktan uzak olduğunu düşünüyorum.

 

Referandum madde no:

21

Anayasa madde no:

157 - Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine esaslarına göre kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Askeri Yargıya düzenleme getirilecek.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu maddedeki durum da bir önceki madde ile tamamen aynıdır. Tek fark, konunun Askeri Yargıtay değil Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olmasıdır.

Bu maddedeki değişikliğin uygulamada bir fark yaratmaktan uzak olduğunu düşünüyorum.

 

Referandum madde no:

22

Anayasa madde no:

159 - Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar.Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usulleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir.

Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Adalet Bakanı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilk toplantısında onaya sunulmak üzere, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için hâkim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmi iki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk dalında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.

Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

HSYK, demokratik bir yapıya kavuşacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde HSYK'nın yapısını ve işleyişini konu alıyor. Çok uzun bir madde haline getirildiğinden sabırla okumak gerekiyor, dolayısıyla da EVET için sunulan gerekçedeki kadar kısa bir ifadeyle yorumlamak acizlik olur.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ile ilgili maddede yazmış olduğum temel tanımlar ışığında, aşağıdaki yorumlarımı yapıyorum:

  • Kurulun 22 asıl ve 12 yedek üyeden kurulması kötü değil.
  • Adalet Bakanı'nın, kurulun tabii üyesi olması çok kötü değil. Ama yeter ki AKP'nin Adalet bakanları gibi toplantılara katılmazlık etmesin ve sembolik bir başkanlık görevi olsun; öteki üyeler gibi demokrasinin bir parçası olsun.
  • Adalet Bakanlığı Müsteşarının, kurulun tabii üyesi olması çok kötü değil. Ancak Adalet Bakanı hakkındaki düşüncelerimin benzerleri, onun için de geçerli.
  • Dört üyenin Hukuk Bilimleri alanında görev yapan yükseköğretim üyeleri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanı inisiyatifi ile seçilmesi çok kötü.
  • Üç asıl ve üç yedek üyenin Yargıtay Genel Kurulunca Yargıtay üyeleri arasından seçilmesi kötü değil.
  • İki asıl ve iki yedek üyenin Danıştay Genel Kurulunca Danıştay üyeleri arasından seçilmesi kötü değil.
  • Bir asıl ve bir yedek üyenin Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından seçilmesi çok kötü, zira bu akademi genel kurulunun teşkilinde Adalet Bakanı çok yetkili.
  • Yedi asıl ve dört yedek üyenin adli yargı hakimleri ve savcıları tarafından, yine birinci sınıf adli yargı hakim ve savcıları arasından seçilmesi kötü, çünkü tüm adli yargı hakim ve savcılarının birbirlerini tanıması ve liyakat düşüncelerinde ortak olmaları mümkün değil.
  • Üç asıl ve iki yedek üyenin idari yargı hakimleri ve savcıları tarafından, yine birinci sınıf idari yargı hakim ve savcıları arasından seçilmesi kötü, çünkü tüm idari yargı hakim ve savcılarının birbirlerini tanıması ve liyakat düşüncelerinde ortak olmaları mümkün değil.
  • Meslekten çıkarma durumunda kararı temyize götürme hakkının getirilmesi iyi.

Bu maddenin devamı okunduğunda, kurulun faaliyetleri neticesinde alınacak kararların ve yapılacak icraatların neredeyse tamamının Adalet Bakanı'nın onayına ve inisiyatifine kaldığı görülüyor. Eğer kararlar salt veya nitelikli çoğunlukla alınmayacaksa demokrasi bunun neresindedir?

Ayrıca bu maddenin içinde, 14 numaralı maddeyi tamamen kapsayan bir paragraf da var ve kalabalık yapmış.

 

Referandum madde no:

23

Anayasa madde no:

166 - Ekonomik Hükümler ve Sosyal Konsey

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayi ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.

Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayi ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.

Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.

EVET için sunulan gerekçe:

Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde ile Ekonomik ve Sosyal Konsey adı altında yeni bir teşkilat kuruluyor. Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde de bu maddedeki faaliyetler yapılıyor. Gerekli mi bilemiyorum, zira teşkili için ayrı bir kanun söz konusu olacak ancak en azından kötü gözükmüyor.

 

Referandum madde no:

24

Anayasa madde no:

Geçici Madde 15

Madde metni:

Mevcut hali

Hedeflenen hali

12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Bu kanun tamamen iptal edilmektedir.

EVET için sunulan gerekçe:

12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılacak.

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu referandum maddesi ile, 12 Eylül 1980 darbesini yapan ve 9 Kasım 1982'de kabul edilen mevcut anayasaya kadarki süreçte görev yapan kişiler hakkında, o süre boyunca işledikleri suçlar da dahil olmak üzere hiçbir şekilde hesap sorulamamasını teminat altına alan geçici madde iptal ediliyor. Dolayısıyla o dönemde görev yapmış olan başta 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren olmak üzere pek çok kişiye, o dönemdeki faaliyetlerine dair yargı yolu açılıyor. İyi bir madde, yeter ki layığıyla uygulansın.

 

Referandum madde no:

25

Anayasa madde no:

Geçici Madde 18

Madde metni:

Hedeflenen hali

(Bu yeni bir geçici kanundur.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı üye seçimi için aday göstermek amacıyla;

a) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Sayıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Sayıştay Genel Kurulunca seçim yapılır. Bu seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

b) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının ilanında gösterilen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Bu seçimde, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

c) (a) ve (b) bentleri uyarınca yapılan seçimlerin sonucunda aday gösterilmiş sayılanların isimleri seçimin yapıldığı günü takip eden gün Sayıştay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlıklarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.

ç) (c) bendi uyarınca yapılan bildirimden itibaren on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçim yapılır. Her boş üyelik için yapılacak seçimde, ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı, birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından olan ilk üyeliklerin boşalmasından sonra Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden seçer.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile kendi kontenjanlarından seçilmiş yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde bulundurulur.

Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üye olanlar yaş haddine kadar görevlerine devam ederler.

Bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.

EVET için sunulan gerekçe:

-

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde, yapısal değişikliğe uğrayacak Anayasa Mahkemesi için; 16, 17 ve 18 numaralı maddelerin ilk defaya mahsus nasıl ve ne zaman uygulanacaklarını düzenliyor. Sadece ilk defaya mahsus olduğu için geçici madde niteliğindedir. Yaptığı geçici düzenlemenin ötesinde bir işlevi bulunmuyor.

 

Referandum madde no:

26

Anayasa madde no:

Geçici Madde 19

Madde metni:

Hedeflenen hali

(Bu yeni bir geçici kanundur.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde aşağıda belirtilen esas ve usuller dahilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri seçilir:

a) Cumhurbaşkanı, hâkimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmayan; yükseköğretim kurumlarının hukuk dalında en az onbeş yıldan beri görev yapan öğretim üyeleri ile meslekte fiilen onbeş yılını doldurmuş avukatlar arasından dört üye seçer.

b) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Yargıtay Genel Kurulu seçim yapar. Seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

c) Danıştay Genel Kurulu, Danıştay üyeleri arasından iki asıl ve iki yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Danıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay Genel Kurulu seçim yapar. Seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

ç) Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, kendi üyeleri arasından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bir asıl ve bir yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu seçim yapar. Seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş olan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurularını ilân eder. İlân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların başvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu listeye karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde itirazlar incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday listesini ilân ettiği tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy kullanır. İl seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık kurulları oluşturur. Sandık kurullarının işlem, tedbir ve kararlarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlar il seçim kurulunca karara bağlanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmişlerini bu iş için tahsis edilmiş bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak seçimlerde, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu illerde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev yapan idarî yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri uygulanır.

Birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki otuzuncu günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yargıtay ve Danıştaydan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bunlardan, Yargıtaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (b) bendi uyarınca seçilenler; Danıştaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi uyarınca seçilenler, sırayla göreve başlarlar.

Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü fıkra uyarınca göreve başlayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen diğer Kurul üyelerinin görev süresinin bittiği tarihte sona erer.

İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar.

Ayrıca, Kurulun Başkanı dışındaki asıl üyelerine, (30000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.

İlgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu;

a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine göre Kurul şeklinde çalışır.

b) İkinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve başladığı tarihten itibaren bir hafta içinde Adalet Bakanının başkanlığında toplanır ve bir geçici Başkanvekili seçer.

c) En az onbeş üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.

ç) Sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülür.

Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar.

Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanır.

EVET için sunulan gerekçe:

-

Bu değişiklik ile ilgili kişisel yorumum:

Bu madde, yapısal değişikliğe uğrayacak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu için; 22 numaralı maddenin ilk defaya mahsus nasıl ve ne zaman uygulanacağını düzenliyor. Sadece ilk defaya mahsus olduğu için geçici madde niteliğindedir. Yaptığı geçici düzenlemenin ötesinde bir işlevi bulunmuyor.

 

Tüm bu maddelerdeki değişiklikler konusundaki fikirlerimi bir özet tablo olarak da sunmak isterim:

Madde No

İlgili Anayasa Maddesi

Beklediğim Uygulama Sonucu

1

10 - Kanun Önünde Eşitlik

Faydasız

2

20 - Özel Hayatın Gizliliği

Faydalı

3

23 - Yerleşme ve Sehayat Hürriyeti

Faydasız

4

41 - Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları

Faydasız

5

51 - Sendika Kurma Hakkı

Faydalı

6

53 - Toplu İş Sözleşmesi ve Toplu Sözleşme Hakkı

Faydasız

7

54 - Grev Hakkı ve Lokavt

Faydasız

8

74 - Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı

Faydalı

9

84 - Milletvekilliğinin Düşmesi

Çok Zararlı

10

94 - Başkanlık Divanı

Faydalı

11

125 - Yargı Yolu

Çok Zararlı

12

128 - Kamu Hizmeti Görevleriyle İlgili Hükümler

Faydasız

13

129 - Görevler ve Sorumluluklar, Disiplin Kovuşturulmasında Güvence

Faydalı

14

144 - Adalet Hizmetlerinin Denetimi

Faydasız

15

145 - Askeri Yargı

Faydalı

16

146 - Anayasa Mahkemesi Kuruluşu

Faydasız

17

147 - Anayasa Mahkemesi Üyeliğinin Görev Süresi ve Üyeliğin Sona Ermesi

Faydalı

18

148 - Anayasa Mahkemesi Görev ve Yetkileri

Faydalı

19

149 - Anayasa Mahkemesi Çalışma ve Yargılama Usulü

Faydalı

20

156 - Askeri Yargıtay

Faydasız

21

157 - Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Faydasız

22

159 - Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

Çok Zararlı

23

166 - Ekonomik ve Sosyal Konsey

Faydalı

24

Geçici Madde 15

Faydalı

25

Geçici Madde 18

-

26

Geçici Madde 19

-

Toplam: 11 Faydalı, 10 Faydasız ve 3 Çok Zararlı

Bu özet tabloda Faydasız maddelerin çokluğu, paketin referandumdan EVET ile çıkabilme olasılığını arttırmak adına bir taktik olarak pakete dahil edilmiş olduklarını göstermektedir. Paket bu haliyle referandumdan onay alırsa, getireceği zararlar, sağlayacağı yararlardan çok daha büyük olacak ve halkımız bundan kısa ve orta vadede büyük zararlar görebilecektir.

Şunu belirtmeyi borç bilirim: ben bir hukukçu değilim; anayasadaki maddelerin uygulanış esaslarını düzenleyen kanunlar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmam beklenemez ve bazı anlamları-sonuçları görememiş, hatta yanlış görmüş dahi olabilirim. Ancak görebildiğim açık ve net sakıncalardan ötürü böyle bir pakete EVET denmesinin, ileride toplumun neredeyse tamamını üzebilecek sonuçlara yol açabileceğini düşünüyor ve bundan büyük endişe duyuyorum.

Sonuç olarak, bu şekilde bir pakete EVET demek için, ya içindeki herşeyle hemfikir olmamız ya da hemfikir olmadıklarımızdan zarar görmeyecek olmamız gerekiyor. Bence bu paketin içeriğini bilerek ve isteyerek EVET demek için, o maddelerde söz konusu olabilecek hukuksuzluklardan ve hatta vatan hainliklerinden çıkar sahibi olmak gerekiyor. Geri kalan vatandaşlarımızın önemli bir bölümü ise, nelerin değişeceğini yukarıdaki ayrıntıda hiç okumadıkları ya da okusalar bile anlamayacaklarından, çıkar çevrelerince istismar edilen maddelere aldanarak EVET diyeceklerdir. Ben de herkesi sorumluluğa davet ediyor, sadece herkesin EVET diyebileceği değişikliklerin bir paket haline getirilmesini, ötekilerin ise teker teker oylanmasını istiyorum. Dolayısıyla, bu haldeki bir pakete HAYIR diyorum ve sonucun bu yönde olmasını diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla

Cihan Atıl Namlı

Eylül 2010